Genel

Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletin Değildir, Allah’ındır

Bir mümin olarak egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ifadesine nereden bakarsak bakalım Allah'ın yeryüzünde egemenlik hakkına yapılan bir gasp olarak algılarız.

Egemenlik demek kısaca tabirle her meselede en üstün yetki ve otoritenin tek sahibi olmak demektir. Toplum ve hayat üzerinde tek yetkili ve egemen olarak insanı görmek Allah’ın hakkını gasp etmektir. Hakkı değil halkı hakim makamına koymaktır.

Bir Ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor;

“Dikkat edin! Yaratmak da hükmetmek de ancak Allah’a aittir.” Araf, 54

Burada Rabbimizin kastettiği hükmetmek sözcüğünün diğer bir anlamı da egemenliktir. Yani siz egemenlik kayıtsız şartsız milletindir derken aslında Allah’ın hakkını gasp etmektesiniz.

Birde günümüzde insanlar her olaya siyasi bir tarzla yaklaştıkları için kendi lideri ne derse desin doğru oluyor. Allah’ın dediğine ters düşse dahi. Oysa Tevhid ehli bir mümin olaya siyasi olarak asla bakmaz yerlerin ve göklerin yaratıcısı olan Allah’tır o müminin muhatabı.

İşte Allah’ta bize yerlerin ve göklerin egemenliği Bendedir, Benden başka kanun yapıcılar edinmeyin, yaratıcınız Benim diye buyurmaktadır.

Allah’tan başka otorite tanımıyoruz, mutlak egemenlik O’na aittir, O’nun kanunları ile yönetilmeyen hiç bir sistemi ne tanırız nede boyun eğeriz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir gibi saçma sapan bir sözü de tanımıyoruz. Biz egemenliğin kayıtsız şartsız Allah’ın olduğunu gayet iyi bilmekteyiz.

Hakimiyet Yalnız Allah'a Aittir
Hakimiyet Yalnız Allah’a Aittir

Şu da var ki Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyen demokratik yada diğer sistemlerle yönetilen hiç bir ülkede milletin egemenliğinden filan söz edemezsiniz. Çünkü kanun koyucular ya kendi nefisleri yada ağa babalarının dedikleri doğrultusunda her şeyi ele alırlar.

Şüphesiz ki sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü, ısrarla kovalayan geceyle örter. Güneş, Ay ve yıldızları emrine amade kılıp, boyun eğdirendir. Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de Allah’a aittir. Alemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir. (7/A’râf 54)

Allah (cc) yaratma sıfatıyla emretme, hükmetme, yasama sıfatını aynı cümlede zikretmiştir. O, yaratmasında ortak kabul etmediği gibi hüküm egemenlik ve yasamada da ortak kabul etmez.

De ki: “Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O’ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz.” (Kehf, 26)

Yaratmak, kayıtsız şartsız Allah’a (cc) ait olduğu gibi egemenlik de kayıtsız şartsız Allah’a (cc) aittir. Bu yetkiyi Allah (cc) adına millete, krala, parlamentoya verenler Allah’a (cc) ortak koşmuş ve O’nun dışında rabler edinmişlerdir.

Onlar, Allah’dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih’i de. Oysa onlar bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah’dan başka hiçbir ilâh yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir. (Tevbe, 31)

Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Yusuf, 40)

Tevhid

– Tevhide çağrı, İslami çalışmaların temelidir. Her zaman ve mekanda muvahhidin önceliği Tevhid olmalıdır. Yusuf’un (as) zindanda olması, iftiraya uğraması, yanına gelenlerin tevhidi hiç bilmiyor olmaları, sordukları rüyanın tevhidle uzaktan yakından ilgisinin olmaması, Yusuf’u (as) tevhidi anlatmaktan alıkoymamıştır.

– Tevhidin ana delili, çokluğun kaos, tekliğin selamet olması gerçeğidir. (bakınız: Enbiya 22, Mü’minun 91)

Tevhid; birey, toplum ve içinde yaşadığımız yeryüzü için düzen ve selamettir. Şirk ise tam aksine kaos, terör ve fitnedir.

Razı edilmesi ve isteklerinin yerine getirilmesi gereken birden fazla rab, onlara kulluk edenlerin karşı karşıya gelmesine ve kaosa sebep olmaktadır. Müşriğin duygularında, düşüncelerinde, yönelim ve arzularında hep bir kaos vardır (Hac, 31).

Çünkü onu yönlendiren ve razı etmesi gereken birçok merci vardır. Örf ve adetler, ebeveyn istekleri, modern toplumun beklentileri, şahsi arzuları, manevi ihtiyaçları.

– Hükmün/yasamanın/kanun yapmanın yalnızca Allah’a (cc) ait olduğuna inanmak ve buna göre yaşamak bir lüks değil, İslam inancının olmazsa olmaz esaslarındandır.

Hükmün Allah’a (cc) ait olması, iki şeyle irtibatlandırılmıştır:

Allah’a (cc) kulluk ve dosdoğru bir din. Hâkimiyet yetkisini Allah’a (cc) veren ve O’nun yasası dışında yasa tanımayanlar, Allah’a (cc) kul olan ve dosdoğru dinin mensuplarıdırlar. Egemenliği kayıtsız ve şartsız olarak Allah (cc) dışında herhangi bir şahıs, ideoloji veya kurumda görenlerse Allah’ın (cc) hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlere/düşüncelere ibadet edenlerdir.

Dikkat edin! Yaratmak da hükmetmek de ancak Allah’a aittir Araf 54
Dikkat edin! Yaratmak da hükmetmek de ancak Allah’a aittir Araf 54
0 0 Oy
Makaleyi Puanla

Abone ol
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumlara Bak

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi paylaşmak ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x