İslam Tarihi

Hz. Ömer Kimdir? Hayatı ve Vefatı

Hz. Ömer Kimdir?; Resulullah (s.a.v) Ömer (r.a) hakkında şöyle buyurmuştur, "Gökte bir melek bulunmasın ki Ömer (radıyallahu anh)'a saygı duymasın. Yeryüzünde ise bir şeytan bulunmasın ki Ömer (radıyallahu anh)'dan kaçmasın." (Suyuti).

Hz. Ömer Kimdir?; Resulullah (s.a.v) Hz. Ömer hakkında şöyle buyurmuştur, “Gökte bir melek bulunmasın ki Ömer’e saygı duymasın. Yeryüzünde ise bir şeytan bulunmasın ki Ömer’den kaçmasın.” (Suyuti).

Hz. Ömer dünyadayken cennetle müjdelenen sahabelerdendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hayattayken, Hz. Ömer’in savunduğu fikirlerini doğrulayan ayetler inmiştir. (Müslim)

Hz. Ömer 4 büyük halife’nin ikincisidir. Halifeliğe geçtikten sonra da doğruların uygulanması ve hakkın elde edilmesi konusunda titiz davranmaya ve en ufak ayrıntıları bile bizzat takip etmeye aşırı dikkat göstermiştir. O, bir şeyi emrettiği veya yasakladığı zaman ilk önce kendi ailesinden başlardı. Aile fertlerini bir araya toplayarak onlara şöyle derdi;

Şunu ve şunu yasakladım. İnsanlar sizi yırtıcı kuşun eti gözetlediği gibi gözetmekteler. Allah’a yemin ederim ki, herhangi biriniz bu yasaklara uymazsa onu fazlasıyla cezalandırırım.”

Hz. Ömer’in Üstünlüğü

Resulullah (s.a.v), hakkı tatbik etmek konusunda Hz. Ömer’in üstünlüğünü şöyle ifade etmekteydi:

“Sizden önce geçen ümmetlerde bazen ilham sahipleri bulunurdu. Eğer benim ümmetim de onlardan biri bulunursa, Ömer b. Hattab onlardandır.” (Müslim).

Ömer (radıyallahu anh)’in Müslümanlığa girişi bize gelen rivayetlerde şu şekildedir;

“Ömer (radıyallahu anh), Resulullah (asm)’ı öldürmek için onun bulunduğu yere doğru giderken, yolda Nuaym b. Abdullah ile karşılaştı. Nuaym ona, böyle öfkeli nereye gittiğini sorduğunda o, Muhammed (asm)’i öldürmeye gittiğini söylemişti. Nuaym, Ömer (radıyallahu anh)’in ne yapmak istediğini öğrenince ona, kız kardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu söyledi ve önce kendi ailesi ile uğraşması gerektiğini bildirdi. Bunu öğrenen Ömer (radıyallahu anh), öfkeyle eniştesinin evine yöneldi. Kapıya geldiğinde içerde Kur’an okunmaktaydı. Kapıyı çalınca, içerdekiler okumayı kesip, Kur’an sayfalarını sakladılar. İçeri giren Ömer (radıyallahu anh), eniştesini dövmeye başlamış, araya giren kız kardeşinin aldığı darbeden dolayı burnu kanamıştı. Kız kardeşinin ona, ne yaparsa yapsın dinlerinden dönmeyeceklerini söyleyerek kararlılığını bildirmesi üzerine, ona karşı merhamet duyguları kabarmaya başlamış ve okudukları şeyleri görmek istediğini söylemişti. Kendisine verilen sahifelerden Kur’an ayetlerini okuyan Ömer (radıyallahu anh), hemen orada imân etti ve Resulullah (s.a.v)’in nerede olduğunu sordu. O sıralarda Müslümanlar, Safa tepesinin yanında bulunan Erkam (radıyallahu anh)’ın evinde gizlice toplanıp ibadet ediyorlardı. Resulullah (s.a.v)’in Daru’l-Erkam’da olduğunu öğrenen Ömer (ra), doğruca oraya gitti. Kapıyı çaldığında gelenin Ömer (radıyallahu anh) olduğunu öğrenen sahabiler endişelenmeye başladılar. Zira Ömer (radıyallahu anh) silahlarını kuşanmış olduğu halde kapının önünde duruyordu. Hz. Hamza:

“Bu Ömer’dir. İyi bir niyetle geldiyse mesele yok. Eğer kötü bir düşüncesi varsa, onu öldürmek bizim için kolaydır.” diyerek kapıyı açtırdı. Resulullah (asm), Ömer (ra)’ın iki yakasını tutarak;

“Müslüman ol ya İbn Hattab! Allah’ım ona hidayet ver!” dediğinde, Ömer (ra), hemen Kelime-i Şehadet getirerek imân ettiğini açıkladı.” (İbn Sa’d, Tabakatu’l Kübra)

Vallahi doğru söylemekten dostum kalmadı Hz Ömer
Vallahi doğru söylemekten dostum kalmadı Hz Ömer

İlk Takvimin Kullanılması

İlk defa bir takvimin kullanılmasına Hz. Ömer (ra) zamanında ihtiyaç duyulmuş ve böylece Hicret esas alınarak oluşturulan takvimle devlet işlerinde tarihleme açısından ortaya çıkan problemler ortadan kaldırılmıştır.

İlk Yerli Paranın Kullanılması

İslâm devleti, bağımsız bir devlet olmasına ve çok geniş bir coğrafî sahayı kaplayan ekonomik faaliyetlerin yürütülmesine rağmen, kullanılan paralar yabancı kaynaklıydı. Irak ve İran bölgelerinde Fars dirhemleri; Suriye ve Mısır taraflarında da Bizans dinarları tedavülde bulunmaktaydı. Bu durum o devirde henüz hissedilmeye başlanmamış olsa bile, bir ekonomik baskı tehlikesini beraberinde getirmekteydi. Hz. Ömer (ra)’in, devleti müesseselere kavuşturup yapısını sağlamlaştırmaya çalışırken, bu duruma da müdahale etmemesi düşünülmezdi. O, Hicri 17 de para bastırarak piyasaya sürdü. Ayrıca Halid b. Velid’in Taberiye’de Hicrî 15 tarihinde dinar darbettirdiği de bilinmektedir (Hassan Hallâk, Dırâsât fî Tarihil-Hadâretil-İslamiye, Beyrut 1979, 13-15).

Hz. Ömer (ra) idarede görevlendirdiği memurlarına karşı oldukça sert davranır, onların bir haksızlıkta bulunmalarına asla göz yummazdı. Halka karşı ise son derece şefkatle yaklaşır, onların varsa gizledikleri problemlerini öğrenip çözümlemek için gec gündüz uğraşıp dururdu.

O bu hassasiyetini:

“Fırat kıyısında bir deve helak olsa, Allah bunu Ömer (ra)’den sorar diye korkarım.” sözü ile ortaya koymaktadır.

Fırat kıyısında bir deve helak olsa Allah bunu Ömer'den sorar diye korkarım Hz Ömer
Fırat kıyısında bir deve helak olsa Allah bunu Ömer’den sorar diye korkarım Hz Ömer

Hz. Ömer’in Adaleti

İslâm tarihinde adâletin timsali olarak yerini alan Hz. Ömer (ra) hakkında rivayet edilen şu olay onun bu sıfatla bütünleşmiş olduğunun en açık delilidir:

Bir defasında Eslem’le birlikte Harra taraflarında (Medine’nin dış bölgesi) dolaşırlarken ışık yanan bir yer gördü ve Eslem’e;

“Şurada, gecenin ve soğuğun çaresizliğine uğramış biri var. Haydi onların yanına gidelim.” dedi. Oraya gittiklerinde bir kadını iki çocuğuyla üzerinde tencere bulunan bir ateşin etrafında otururken gördüler. Hz. Ömer (ra), onlara;

“Işıklı aileye selâm olsun.” dedi. Kadın selâmı aldıktan sonra, yanlarına yaklaşmak için izin alan Hz. Ömer (ra) ona yanındaki çocukların neden ağladıklarını sordu. Kadın, karınlarının aç olduğunu söyleyince, Hz. Ömer (ra) merakla tencerede ne pişirdiğini sordu. Kadın, tencerede su bulunduğunu, çocukları yemek pişiyor diye avuttuğunu söyledi ve;

“Allah bunu Ömer (ra)’den elbette soracaktır.” diye ekledi. Hz. Ömer (ra), ona;

“Ömer (ra) bu durumu nereden bilsin ki?” diye sorduğunda kadın;

“Madem bilemeyecekti ve unutacaktı, neden halife oldu?!.” karşılığını verdi.

Hz. Ömer (ra) bu cevap karşısında irkilerek Eslem’le birlikte doğruca erzak deposuna gitti. Doldurdukları yiyecek çuvalını Eslem taşımak istedi. Ancak Hz. Ömer (ra);

“Kıyamet gününde benim yüküme ortak olacak değilsin. Onun için bırak da yükümü kendim taşıyayım.” diyerek buna izin vermedi; çuvalı omuzuna aldı ve kadının bulunduğu yere götürdü. Orada bizzat yemeği Hz. Ömer (ra) hazırlayıp pişirdi ve onları doyurdu. Eslem;

“O, ateşe üflerken şakakları arasından çıkan dumanları seyrediyordum.” demektedir. Hz. Ömer (ra) oradan ayrılırken kadın;

“Siz bu işe Ömer (ra)’den daha layıksınız.” dedi. Hz. Ömer (ra);

“Ömer (ra)’e dua et. Bir gün onu ziyarete gidersen beni orada bulursun.” dedi. (Üsdü’l-Gàbe, IV, 67)

Hz. Ömer’in Vefatı

Hz. Ömer’in (r.a.) Şehid Edilmesi (H. 23. Yıl Zilhicce Sonu / M. 644 Kasım Başları)

Bir gün, Medine çarşısında gezerken, Mugîre b. Şû’be’nin (r.a.) Hristiyan kölesi Ebû Lü’lü, Halife’yle karşılaştı.

“Ey Mü’minlerin Emîri! Mugîre, bana ağır haraç koydu; onu hafiflet.”

Hz. Ömer (ra) konuyu öğrenmek için sordu:

“Haracın nedir?”

“Günlük 2 dirhem.”

“Sanatın nedir?”

“Tüccarım, nakkaşım, demirciyim.”

Hz Ömer (ra) şu fikri yürüttü:

“Bu sanatlara göre haracını çok görmüyorum. Hem duyduğuma göre, sen ‘Yel değirmeni yapabilirim’ demişsin.”

Hristiyan köle, “Evet” diye onu doğruladı. Fakat köle, haracı hafifietilmediği için kızmıştı. Kızgınlıkla Halife’ye şöyle dedi:

“Sana öyle bir değirmen yapayım ki, doğudan batıya dillere destan olsun!”

Hz. Ömer (ra) son cümle üzerine, “Köle beni tehdit etti!” deyip evine gitti. Ertesi gün sabah namazını kıldırmak için saflar düzeltilirken, Peygamber (asv)  Mescidi’ne giren köle, iki başlı hançeriyle, Hz Ömer ‘i (r.a.) altı yerinden yaraladı. O sırada birkaç kişiyi daha öldürdü ve mescidden kaçtı. Bu Hristiyan köle, Ebû Lü’İü’den başkası değildi.

Hz Ömer (ra), sabah namazını Abdurrahman b. Avf’ın kıldırmasını istedi ve sonra evine götürüldü.

O gece (H. 23. yılı Zihhicce sonu) vefat etti. Hz. Ebû Be­kir (r.a.)’ın yanına defnedildi. Borçlu olarak vefat ettiğinden mülkleri satılıp, defninden sonra borçları ödenmiştir.

Kuranlı Hayatlar Youtube

0 0 Oy
Article Rating

Abone ol
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumlara Bak

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi paylaşmak ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x
Kapalı